Son Dakika
24 Ekim 2026
Valentra Diyor ki…

Eylülde Dış Ticaret Nefes Aldırdı: Cari Açıkta Yüzde 2,6 Patikası Korunabilecek mi?

Valentra Yorumu Günün en önemli konusu · 4 Ekim 2026 · Eylül Dış Ticaret Verileri ve Cari Denge
Görsel: Ekonomi Gazetesi

Eylül ayında dış ticaret açığının yüzde 24,8 daralarak 5,23 milyar dolara gerilemesi ve ihracatın 25,9 milyar doları aşması, cari dengeye ilişkin iyimserliği artırırken reel sektörün maliyet dengesini yeniden gündeme taşıdı.

Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan geçici dış ticaret verilerine göre, Eylül 2026 döneminde Genel Ticaret Sistemi kapsamında ihracat yıllık bazda yüzde 15,4 artarak 25 milyar 976 milyon dolara çıkarken, ithalat yüzde 5,9 artışla 31 milyar 208 milyon dolar oldu. Böylece dış ticaret açığı yıllık bazda yüzde 24,8 oranında daralarak 5 milyar 232 milyon dolara geriledi. Bu gelişme, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından işaret edilen cari açığın milli gelire oranının yüzde 2,6 seviyesinde tutulması hedefi açısından kritik bir rahatlama sağlasa da dokuz aylık kümülatif veriler ve imalat sanayisinin girdi yapısı temkinli olunması gerektiğini gösteriyor.

Rakamlar ve Dış Ticaretin Dönemsel Görünümü

Açıklanan eylül bültenine göre aylık dış ticaret hacmi yüzde 10 artarak 57 milyar 185 milyon dolara ulaştı. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise geçen yılın aynı ayına göre 6,8 puanlık yükselişle yüzde 83,2 seviyesine tırmandı. Karşılama oranındaki toparlanma alt kalemlerde çok daha belirgin biçimde görüldü. Enerji verileri hariç tutulduğunda karşılama oranı 14,7 puanlık artışla yüzde 100,3 düzeyine çıkarak net fazla verdi; enerji ve altın hariç tutulduğunda ise oran yüzde 97,7 olarak hesaplandı.

Buna karşılık yılın ilk dokuz aylık kümülatif tablosu aylık tablodan farklı bir dinamik sunuyor. Ocak-eylül döneminde ihracat yüzde 5,2 artışla 210 milyar 973 milyon dolara, ithalat yüzde 5,4 artışla 281 milyar 998 milyon dolara ulaştı. İlk dokuz ayda verilen dış ticaret açığı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5,8 artarak 71 milyar 25 milyon dolar seviyesine yükseldi ve dönemsel karşılama oranı yüzde 74,8 olarak kaydedildi. Bu tablo, eylül ayında kaydedilen ivmenin tek başına yılın genelindeki açığı kapatmaya yetmediğini, ancak yıllıklandırılmış ihracatı 283,7 milyar dolara taşıyarak son çeyrek öncesi önemli bir zemin hazırladığını ortaya koyuyor.

İmalat Sanayisinin Yapısı ve Dış Denge Dinamikleri

Ürün ve sektör bazındaki ayrıntılar, Türkiye'nin ihracat yapısının ithalata olan bağımlılığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Eylül ayı ihracatının yüzde 93'ünü 24 milyar 168 milyon dolarla imalat sanayisi tek başına sırtladı. Benzer şekilde ithalatın da yüzde 81,9'luk bölümünü 25 milyar 550 milyon dolarla yine imalat sanayisi oluşturdu. Ürün grupları bazında değerlendirildiğinde ihracatta en büyük pay yüzde 24,3 artış ve 14 milyar 165 milyon dolarla ara mallarına ait oldu. İthalatta ise ara malı alımları yüzde 7,1 artarak 21 milyar 827 milyon dolara ulaştı.

Değerlendirmemize göre, eylül ayında dış ticaret açığında yaşanan yüzde 24,8'lik belirgin düşüş, kalıcı bir yapısal dönüşümden ziyade tüketim malı ithalatındaki sınırlı daralma ve ham madde ihracatındaki dönemsel sıçramadan kaynaklanmaktadır; bu nedenle cari dengenin yüzde 2,6 bandında kalabilmesi küresel enerji ve girdi maliyetlerinin seyrine doğrudan bağlı kalacaktır. Bu görüşümüzün temel gerekçesi, sanayi üretimimizin her 100 dolarlık ihracat çıktısı için yüksek oranda ithal ara malına gereksinim duymasıdır. Nitekim eylülde tüketim malları ithalatı yüzde 0,5 oranında hafif gerileyerek 4 milyar 535 milyon dolar olurken, yatırım malları ithalatının yüzde 9,6 artarak 4 milyar 797 milyon dolara, ara malı ithalatının ise 21,8 milyar dolara yükselmesi sanayinin çarklarını çevirmek için döviz ihtiyacının canlı kaldığını doğrulamaktadır.

Makroekonomik Etkiler ve İki Farklı Senaryo

Dış ticaret açığındaki daralma kısa vadede döviz talebini sınırlayarak kur üzerindeki baskıyı hafifletebilecek bir mekanizmaya sahiptir. Döviz talebinin dengelenmesi, Merkez Bankasının dezenflasyon sürecinde kur geçişkenliği kaynaklı riskleri yönetmesini kolaylaştırır. Ayrıca cari açığın milli gelire oranının yüzde 2,6 seviyesinde dengelenmesi, ülkenin dış borç çevirme ihtiyacını azaltarak risk priminin düşmesine dolaylı katkı sağlar. Ancak bu dengenin önümüzdeki aylarda nasıl seyredeceğine dair iki temel senaryo öne çıkmaktadır:

  • İyimser senaryo: Ana ihracat pazarlarımız olan Avrupa Birliği (eylülde 10,5 milyar dolar ihracat) ve ABD pazarında talep artışının sürmesi durumunda, ihracatın güçlü seyrini koruması beklenir. Tüketim malı ithalatındaki yatay görünüm korunur ve enerji fiyatları kontrol altında kalırsa, dış ticaret açığındaki düşüş sürerek cari açık hedefi rahatlıkla tutturulabilir.
  • Risk senaryosu: İthalatta en büyük paya sahip olan Çin'den yapılan alımların (eylülde 5,26 milyar dolar) ve ara malı faturasının yüksek kalması, küresel emtia fiyatlarındaki olası dalgalanmalarla birleştiğinde son çeyrekte ithalat faturasını yeniden büyütebilir. Kümülatif 9 aylık açığın 71 milyar doları aştığı dikkate alındığında, son çeyrekte yaşanabilecek girdi maliyeti artışları yıllıklandırılmış cari dengeyi hedeflerin üzerine çekme riski barındırır.

Uygulamada İhracatçı Şirketler İçin Senaryo

Hazine ve Maliye Bakanlığının ihracat döviz dönüşüm desteğinde başvuru ve uygulama şartlarını esnetmesi ve sadeleştirmesi, işletmeler için finansman planlamasını doğrudan etkilemektedir.

Örneğin, aylık 1 milyon dolar değerinde imalat sanayisi ürünü ihraç eden ve üretim sürecinde 600 bin dolarlık ithal ara malı kullanan bir imalatçı işletmeyi varsayalım. Bu işletme, döviz dönüşüm desteği kapsamında elde ettiği ihracat bedelini Türk lirasına çevirirken esnetilen şartlar sayesinde daha geniş bir likiditeye erişebilmektedir. Ancak ara malı ithalatındaki fiyat artışları karşısında firmanın net nakit döviz pozisyonunu doğru yönetmesi gerekir. Eğer firma 1 milyon dolarlık döviz gelirinin tamamını TL'ye dönüştürürse, 600 bin dolarlık ithal girdi alımında kur riskiyle karşılaşabilir. Bu nedenle işletmelerin, Merkez Bankası döviz dönüşüm desteğinden azami ölçüde yararlanırken, hammadde ithalat vadeleri ile döviz gelirlerinin vadesini eşleştiren kur koruma veya türev araçlarını nakit akış planlarına entegre etmesi kritik önemdedir.

Sonuç olarak, eylül ayı dış ticaret gerçekleşmeleri kısa vadeli bir nefes alma alanı sunsa da dokuz aylık kümülatif 71 milyar dolarlık açık, reel sektörün maliyet baskısı altında olduğunu anımsatmaktadır. Şirketlerimizin mali işler yöneticilerinin, ihracata yönelik sağlanan döviz dönüşüm ve finansman kolaylıklarını yakından takip ederek kur ve girdi maliyeti risklerini proaktif biçimde yönetmeleri faydalı olacaktır.

Yazının dayandığı haberler

Bu yazı, günün haberlerinden yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ve Valentra editörlerinin onayından geçmiştir. Değerlendirmeler genel bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi ya da kişiye özel danışmanlık yerine geçmez.

Valentra Yorumu — diğer yazıları

Tüm yazıları →

Günün diğer yazıları

Tüm yazılar