Organ bağışı hakkında bilinmesi gereken beş gerçek
3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında uzmanlar, organ bağışının nasıl yapıldığını ve sık karşılaşılan yanlış bilgileri anlattı.
Neden önemli?
Dijital bağış sisteminin kullanıma açılmasının ardından bağış beyanının nasıl yapılacağı ve beyin ölümüyle ilgili doğru bilgiler, bekleme listesindeki hastalar için önem taşıyor.
Acıbadem Ataşehir Hastanesi Organ Nakli Merkezi'nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Ülkem Çakır, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında organ bağışının önemini anlattı. Uzmanlar, Türkiye'nin canlı vericili organ naklinde dünyada örnek bir ülke olduğunu, buna karşın kadavradan yapılan nakillerde geride kaldığını belirtti.
Uzmanların aktardığına göre Türkiye'de 2025 yılında 5 bin 206 organ nakli gerçekleştirildi. Bunların 4 bin 343'ü canlı vericiden, 863'ü beyin ölümü gerçekleşmiş vericilerden yapıldı. Nakillerin yaklaşık yüzde 83'ü canlı vericili, yüzde 17'si kadavra vericili oldu. Prof. Dr. Berber, bekleme listesinde 33 bin kişinin bulunduğunu söyleyerek beyin ölümü gerçekleşen kişilerden yapılan bağışların istenen düzeyde olmadığını ifade etti.
Uzmanlar, organ bağışının önündeki engellerden birinin beyin ölümünün bitkisel hayatla karıştırılması olduğunu anlattı. Bitkisel hayatta beynin yaşamsal işlevlerini sürdüren bölümü çalışmaya devam ederken, beyin ölümünde beyin ve beyin sapı işlevleri geri dönüşümsüz biçimde kaybolur ve kişi tıbben ölü kabul edilir. Prof. Dr. Berber, beyin ölümü gerçekleşmeden organların alınmadığını, bağış kararının tedaviyi etkilemediğini ve tüm tedavilerin eksiksiz uygulandığını belirtti.
Prof. Dr. Çakır, 18 yaşını doldurmuş ve karar verme yeterliliğine sahip herkesin organ bağışı beyanında bulunabileceğini söyledi. 26 Eylül 2025 tarihli yönetmelik değişikliğiyle bağış işlemlerinin E-Devlet veya E-Nabız üzerinden dijital ortamda yapılabildiğini aktardı. Diyabet, hipertansiyon, hepatit veya geçirilmiş kanser gibi sağlık sorunlarının beyanın önünde engel olmadığını, uygunluğu tıbbi değerlendirmenin ardından ilgili kurulun belirlediğini ifade etti. Kararın yakınlarla paylaşılmasının önemine de dikkat çekti.
Dini kaygılar konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun 6 Mart 1980 tarihli kararına değinildi. Kararda, başka tedavi seçeneğinin bulunmaması, naklin tedaviyi sağlayacağına dair hekim kanaati, vericinin yaşamını yitirmiş olması ve alıcının onayı gibi koşulların yer aldığı belirtildi.
Kaynak: Ekonomim
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.
Yorum yapmak için giriş yapın ya da ücretsiz üye olun.