Altın Portakal'da yapay zekâ tartışması: Senaristlerin mesleği ne durumda?
63. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde yapay zekânın senaristlik mesleğine etkisi ve düşük bütçeyle film üretimi tartışıldı.
Neden önemli?
Yapay zekânın senaryo yazımı ve telif hakları üzerindeki tartışmalar, sinema sektöründe sözleşme düzenlemeleri ve yapım maliyetleriyle birlikte sektörün gündemine taşınıyor. Panelde, sınırlı bütçeyle film üretmenin yollarına dair örnekler de paylaşıldı.
63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında 30 Ekim 2026'da yapılan iki ayrı etkinlikte yapay zekânın senaristlik mesleğine etkisi ile sınırlı bütçelerle film üretimi ele alındı. Senarist Eylem Canpolat ile Dr. Ebru Yarkın'ın katıldığı “Geleceğin Senaryosu” panelinde yapay zekânın yaratıcı meslekler üzerindeki etkileri tartışıldı.
Canpolat, yapay zekânın geleceği en çok sorgulanan meslekler arasında senaristliğin de bulunduğunu belirtti. Yapay zekânın senaristlerin yerini alıp almayacağının teknolojinin nasıl kullanıldığına bağlı olduğunu söyleyen Canpolat, “Şöyle söyleyeyim; alabilir eğer siz buna izin verirseniz!” dedi. Yapay zekânın asistan, yaratıcı ortak ya da senaryo ekibini yöneten kişi olarak kullanılmasının ise kullanıcıların tercihlerine bağlı olacağını ifade etti.
Canpolat, televizyon dizisi senaristlerinin 30-35 hafta boyunca her hafta yaklaşık 120 sayfalık senaryo hazırladığını aktardı. Sektörün yoğun çalışma temposuna dikkat çeken Canpolat, yapay zekânın bu süreçte önemli kolaylıklar sağlayabileceğini söyledi.
Panelde telif hakları da gündeme geldi. Canpolat, ABD'de yaşanan grevlerin ardından senaristlerle yapımcılar arasındaki sözleşmelere yeni hükümlerin eklendiğini anlattı. Buna göre yapımcılar, senaristlere yapay zekâ tarafından üretilmiş bir içerik sunduklarında bunu belirtmekle, senaristler de yapay zekâ kullanarak senaryo yazdıklarını açıklamakla yükümlü tutuluyor. Canpolat, ABD'deki senaristlerin kendi eserleriyle eğitilen yapay zekâ sistemleri nedeniyle teknoloji şirketlerinden telif talep etmeye başladığını belirtti. Deneyimli senaristlerin ise yapay zekâ sistemlerini geliştirmek için çalıştırıldığına ilişkin bilgiler aktardı.
Dr. Ebru Yarkın, yapay zekâ tartışmasının yalnızca teknolojik gelişmeler üzerinden yürütülmemesi gerektiğini savundu. Asıl meselenin “yapay zekayla üretmek değil yapay zekaya rağmen insan kalabilmek” olduğunu söyleyen Yarkın, meslekler üzerindeki etkide teknolojiyi yönetenlerin belirleyici olacağını ifade etti. Yapay zekânın eleştirel düşünceyle sorgulanması ve yönlendirilmesi durumunda insanların yaratıcı süreçlerdeki rollerini koruyabileceğini belirtti.
Festivalin ikinci etkinliği olan “Yönetmen-Görüntü Yönetmeni İlişkisi ve Sinemada Yeni Teknolojiler” atölyesinde film yapımının maliyeti ele alındı. Yönetmen Gizem İbak ile görüntü yönetmeni Uğur İçbak'ın birlikte hazırladığı “Eudaimonia” adlı kısa filmden örnekler verildi. İbak, filmde tasarladığı teknik açıdan zor bir sahnenin normal koşullarda yaklaşık 2-3 milyon lira bütçe gerektirdiğini, planlanan dönemde bir stüdyonun günlük maliyetinin 400 bin lira olduğunu söyledi. Dakikası 1000 dolar olan 360 derecelik yol görüntüsünü ise Los Angeles, Japonya ve Londra'daki şirket birimlerine e-posta göndererek ücretsiz temin ettiğini anlattı. Görüntüyü sağlayan şirketin, film tamamlandıktan sonra verilen destekten memnuniyet duyduğunu kendisine ilettiğini belirtti.
Görüntü yönetmeni Uğur İçbak, sinema projelerinde ön hazırlığın ve titiz çalışmanın belirleyici olduğunu söyledi. Kısa filmlerden bugüne kadar ücret talep etmediğini belirten İçbak, genç yönetmenlerin mevcut kaynaklarını öncelikle film ekibine ayırmalarını önerdi. Sınırlı maddi imkânlarla film üretmek isteyen genç sinemacılara “Parasızlıktan korkmayın” dedi.
Kaynak: Dünya Gazetesi
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.
Yorum yapmak için giriş yapın ya da ücretsiz üye olun.