Denizolgun'un ölümünde Adli Tıp'tan ek rapor istendi
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'ndan ek rapor talep etti. Kurumun daha önce ölümü yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması olarak değerlendirdiği belirtiliyor.
Neden önemli?
Eski bir bakanın ölümüne ilişkin resmi değerlendirmenin yeniden ele alınması, adli süreçlerde raporların birbirini nasıl tamamladığını ve nihai kararın tüm belgelerin incelenmesiyle verildiğini gösteriyor. Okuyucu için bu, kamuoyuna yansıyan bir raporun her zaman son sözü olmayabileceği anlamına geliyor.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu Başkanlığından ek rapor istedi. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre Adli Tıp Kurumu daha önce, ölümün yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucu meydana geldiği görüşünü bildirmişti. Başsavcılığın talebi ise bu değerlendirmeye ilişkin bazı sorulara yanıt verilmesi ve kesin ölüm nedenine dair ek raporun hazırlanması yönünde.
Neler biliniyor
CNN Türk'ün DHA kaynağıyla aktardığı habere göre Başsavcılık, Adli Tıp Kurumu'na gönderdiği yazıda göğüs bölgesinde tespit edilen kanamanın oluşum zamanını ve travmatik bir bulgu olup olmadığını sordu. Otopsi raporunda kalp, akciğer, karaciğer ve böbrek başta olmak üzere birçok organda ağır otoliz saptandığı belirtilirken, mikroskobik bulguların nasıl değerlendirildiğinin ayrıntılı açıklanması istendi. Yazıda ayrıca ağız ve burnun kapatılması, boyna bası uygulanması ya da göğse bastırılması yoluyla öldürülmüş olabileceğine dair tıbbi delil bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin açıklanması da talep edildi.
Başsavcılığın aktardığı zaman çizelgesine göre Denizolgun 6 Eylül 2016'da saat 17.00 sıralarında çiftliğe girdi, 7 Eylül 2016'da saat 19.00 sıralarında bir çiftlik çalışanı tarafından ölü bulundu ve olay 8 Eylül 2016'da saat 00.30 sıralarında 155 ihbar hattına bildirildi. Başsavcılık, ilk anda müdahale edilmesi halinde hayatta kalıp kalamayacağı ile ihbarın geç yapılmasının cesedin çürümesi nedeniyle delil elde edilmesini engelleyip engellemediği sorusunu da sordu.
Arka plan
Anadolu Ajansı'nın aktardığı Adli Tıp raporuna göre Denizolgun'un ölümüne ilişkin ilk otopsi ve ölü muayene işlemleri 8 Eylül 2016'da Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi'nde yapıldı. Patolojik, yani travmatik olmayan beyin kanaması sonucu ölüm kanaatini bildiren rapor 17 Ekim 2016'da Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Rapora göre 19 Ağustos'ta mezarda fethi kabir işlemi yapıldı ve kemik, toprak ile referans toprak örneklerinde molibden, kadmiyum, civa, kurşun, arsenik ve vanadyum gibi maddeler farklı miktarlarda bulundu. Ancak dokularda tespit edilen ağır metallerin normal düzeyde olduğu kaydedildi.
Anadolu Ajansı, raporda tiroid kartilajındaki kırığın mezara gömme ve çıkarma işlemleri sırasında oluştuğunun bildirildiğini; göğüste tanımlanan üç ekimozun ise ölümden önceki 3-14 gün içinde oluştuğu ve ölüme yol açacak nitelikte olmadığının belirtildiğini aktardı. Rapor, ağız ve burun kapatma, boyna bası, göğse bastırma, travmatik etki ve zehirlenme sonucu ölüme dair tıbbi delil bulunmadığını ifade ediyor. Ölümün kesin olmamakla birlikte 6 Eylül 2016'da gerçekleşmiş olabileceği de yazıyor.
Kaynaklar ne diyor
İki haber de Adli Tıp Kurumu'nun İstanbul 1. İhtisas Kurulu'nun çalışmasına dayanıyor. Ancak yayınlar arasında bazı farklar var. Anadolu Ajansı Denizolgun'un evinde ölü bulunduğunu yazarken, CNN Türk'ün aktardığı Başsavcılık yazısında kişinin bir çiftliğe girdiği ve orada çalışan kişi tarafından ölü bulunduğu belirtiliyor. Ayrıca yalnızca CNN Türk'te, Başsavcılığın dosyada Denizolgun'a ait tıbbi evrak bulunmadığını ve otopsi raporundaki yüksek tansiyon ve kalp damar hastalığı değerlendirmesinin dayanağını sorduğu yer alıyor. Başsavcılık ayrıca kanında tespit edilen metoprolol etken maddesinin hangi hastalık ve durumlarda kullanıldığına dair açıklama istedi. Haberlerde bu soruların yanıtlarına ilişkin bir bilgi yok.
Ne anlama geliyor
Bu gelişme, mevcut raporun kesin ölüm nedenine ilişkin son söz olup olmadığı konusunda bir belirsizlik yaratıyor. Başsavcılığın ek rapor istemesi, dosyadaki bulguların yeniden değerlendirileceğini gösteriyor. Okuyucu açısından bu süreç, bir tıbbi raporun hangi soruları yanıtlaması gerektiğini ve kesin sonucun ancak tüm belgelerin birlikte incelenmesiyle netleşeceğini gösteriyor. Bu değerlendirme, yalnızca haberlerdeki bilgilere dayanmaktadır; soruşturmanın nereye varacağına dair bir öngörü içermez.
Sıkça sorulan sorular
- Ölüm nedeni kesin olarak belirlendi mi? Anadolu Ajansı'na göre Adli Tıp raporu ölümü yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması olarak değerlendirdi. Ancak Başsavcılık kesin ölüm nedenine ilişkin bir ek rapor istediği için sonuç henüz kesinleşmiş görünmüyor.
- Başsavcılık neyi soruyor? Göğüsteki kanamanın zamanı ve travmatik olup olmadığı, boğulma ya da bastırma ihtimali, ilk müdahaleyle hayatta kalma olasılığı ve metoprolol kullanımının dayanağı soruluyor.
- Otopsi raporunda ne tespit edildi? Ağır otoliz, mezar örneklerinde bazı ağır metallerin varlığı ve normal düzeyde olduğu belirtilen dokular ile tiroid kartilajındaki kırığın mezara gömme ve çıkarma sırasında oluştuğu rapora yansımış durumda.
- Ek raporun ne zaman hazırlanacağı biliniyor mu? Haberlerde bu konuda bir tarih ya da süre bilgisi yer almıyor.
Kaynaklar: CNN Türk, Anadolu Ajansı
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.
Yorum yapmak için giriş yapın ya da ücretsiz üye olun.