4 Kasım 2026
Son Dakika
Valentra Diyor ki…

Abu Dabi Hattında Diplomasi Trafiği: Ukrayna Masasında Senaryolar ve Dengeler

Şevket Gürkan Çokyazar Şevket Gürkan Çokyazar Dünya ve dış politika · 4 Kasım 2026 · Abu Dabi'de Ukrayna Müzakereleri ve Diplomatik Arayışlar

Abu Dabi'de planlanan üçlü görüşmeler ve Avrupa başkentlerindeki temaslar, Ukrayna krizinde diplomatik trafiği hareketlendirirken bölgesel dengeler ve Karadeniz istikrarı açısından yeni senaryoları gündeme getiriyor.

Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri temsilcilerinin 10-11 Kasım 2026 tarihlerinde Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de çalışma düzeyinde bir araya geleceğinin duyurulması, Ukrayna krizinde diplomatik temaslara yeni bir ivme kazandırdı. Eş zamanlı olarak Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin Berlin'de Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile temaslarda bulunması ve Batı başkentlerinde güvenlik mimarisinin tartışılması, sahadaki çatışmalar sürerken diplomasi kanallarının yeniden hareketlendiğini gösteriyor. Bu gelişmeler, hem Doğu Avrupa'nın geleceği hem de Karadeniz havzasındaki jeopolitik dengeler açısından dikkatle izlenmesi gereken bir kavşağa işaret ediyor.

Abu Dabi Hattı ve Eş Zamanlı Diplomasi Trafiği

ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff tarafından duyurulan ve Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov tarafından teyit edilen Abu Dabi görüşmeleri, ABD arabuluculuğunda üçlü bir formatta gerçekleşecek. Rus heyetine Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Müşaviri Vladimir Medinskiy'nin başkanlık edeceği bildirilen bu temaslarda; savaş sonrası güvenlik düzenlemeleri, gerilimin azaltılması, insani yardım faaliyetleri ve kapsamlı barışa giden sonraki adımların ele alınması planlanıyor. Witkoff, daha önce Kiev, Oslo ve St. Petersburg temaslarında kaydedilen ilerlemelerin üzerine yeni adımlar inşa edilmesini hedeflediklerini ifade ediyor; ancak söz konusu ilerlemelerin içeriğine dair ayrıntılar henüz kamuoyuyla paylaşılmış değil.

Müzakere trafiği yalnızca Körfez hattıyla sınırlı kalmıyor. ABD'li müzakerecilerin Brüksel'de Fransa, Almanya, İngiltere, Avrupa Birliği ve NATO temsilcileriyle bir araya gelerek Ukrayna'ya yönelik güvenlik garantilerini, savaş sonrası Avrupa güvenlik mimarisini ve yeniden inşa süreçlerini ele alacağı belirtiliyor. Kıta Avrupası tarafında ise Zelenski, Berlin Sanayi ve Ticaret Odası etkinliği vesilesiyle Almanya Başbakanı Merz ile bir araya gelirken, Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda'nın açılışını yaptığı güvenlik ve savunma konferansı da savaşın seyrine odaklanıyor. Ayrıca Moskova cephesinden yapılan açıklamalarda, Şıncın'da düzenlenecek Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Liderler Zirvesi marjında Rusya, ABD ve Çin liderlerinin bir araya gelmesi için hazırlık yürütüldüğü ifade ediliyor.

Sahadaki Gerçeklik ve Masadaki Senaryolar

Diplomasi cephesindeki bu hareketliliğe karşın, sahadaki askeri dinamikler çatışmanın karmaşıklığını koruduğunu gösteriyor. Peskov'un açıklamaları, Ukrayna'nın Rusya içindeki petrol rafinerilerine yönelik saldırılarının sürdüğünü ve Rus savunmasının riskleri bütünüyle ortadan kaldıramadığını ortaya koyarken; Rusya'nın da Ukrayna altyapısına yönelik operasyonlarına devam ettiğini teyit ediyor. Bu tablo, masadaki arayışların henüz çatışma dinamiklerini durduracak bir ateşkes zeminine ulaşıp ulaşmadığının belirsiz olduğunu hatırlatıyor.

Mevcut veriler ışığında sürecin önünde iki temel senaryo belirmektedir:

  • Birinci senaryoda, Abu Dabi'deki çalışma düzeyindeki görüşmeler teknik alanlarda, özellikle insani yardımlar ve gerilimin belirli sahalarda düşürülmesi konusunda sınırlı mutabakatlar üretebilir. Bu durum, nihai bir barış anlaşması anlamına gelmese dahi, taraflar arasında temas kanallarının kurumsallaşmasına ve Brüksel'de tartışılan güvenlik garantileri çerçevesinin somutlaşmasına zemin hazırlayabilir.
  • İkinci senaryoda ise askeri operasyonların şiddetini koruması ve güvenlik mimarisine dair tarafların beklentileri arasındaki derin görüş ayrılıkları, Abu Dabi görüşmelerinin yalnızca pozisyonların tekrarlandığı bir temas olarak kalmasına yol açabilir. Çin'in de dahil olabileceği APEC zirvesi gibi küresel platformlarda liderler düzeyinde bir uzlaşma zemini oluşmadıkça, sahadaki yıpratma sürecinin devam etmesi ihtimal dahilindedir.

Karadeniz Dengeleri ve Türkiye'nin Konumu

Körfez'de ve Avrupa başkentlerinde yürütülen bu temaslar, Karadeniz havzasının ve genel olarak bölgenin güvenliğini doğrudan ilgilendirmektedir. Karadeniz'e kıyıdaş olan ve savaşın başından bu yana taraflarla diyalog kanallarını açık tutan Türkiye açısından, bölgede çatışmaların sona ermesi ve seyrüsefer güvenliğinin kalıcı hale gelmesi stratejik bir önceliktir. Abu Dabi'deki arayışlar, diplomatik temasların coğrafi olarak çeşitlendiğini gösterse de Karadeniz'in istikrarı ve Doğu Avrupa'da sürdürülebilir bir barış mimarisinin tesisi, Türkiye'nin dengeli ve ilkeli diplomasi anlayışıyla örtüşen adımlara ihtiyaç duymaktadır.

Ankara'nın Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni titizlikle uygulayarak Karadeniz'de gerilimin tırmanmasını önleyen tutumu, sahadaki askeri riskleri sınırlayan en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürmektedir. Değerlendirmeme göre, Abu Dabi görüşmelerinden gerilimi düşürme yönünde çıkabilecek olası sonuçlar, Karadeniz'deki ticari ve lojistik hatların güvenliğine olumlu yansıyabilir; ancak kapsamlı bir barış düzeni inşa edilmedikçe bölgesel kırılganlıklar varlığını koruyacaktır.

Önümüzdeki günlerde öncelikle Berlin ve Brüksel'deki Avrupa-ABD koordinasyonunun çerçevesine, ardından 10-11 Kasım'da Abu Dabi'de heyetler arasında yürütülecek çalışma düzeyindeki müzakerelerin resmi sonuçlarına bakılacaktır.

Bu yazıyı paylaşınWhatsApp'ta paylaşX ile paylaşFacebook ile paylaşTelegram ile paylaş

Yazının dayandığı haberler

Bu yazı, günün haberlerinden yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Değerlendirmeler genel bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi ya da kişiye özel danışmanlık yerine geçmez.

Şevket Gürkan Çokyazar — diğer yazıları

Tüm yazıları →

Günün diğer yazıları

Tüm yazılar