Son Dakika
24 Ekim 2026
Valentra Diyor ki…

Fon Çalkantısı Borsayı Vurdu: Likidite Güvencesi ve Yeni Düzenleme Hamlesi

Valentra Yorumu Günün en önemli konusu · 29 Eylül 2026 · Fon Soruşturmasının Borsaya Etkisi ve Likidite Adımları
Görsel: Patronlar Dünyası

Fon soruşturmasıyla BIST 100'de genele yayılan sert satışlar sürerken, ekonomi yönetimi dürüst şirketleri koruma ve piyasaya likidite güvencesi verme yönündeki adımlarını hızlandırdı.

Sermaye piyasalarında yürütülen fon soruşturmasının derinleşmesiyle birlikte Borsa İstanbul BIST 100 endeksi günü yüzde 2,38 kayıpla tamamlarken, endeks bünyesindeki 91 hissenin gerilemesi satış baskısının genele yayıldığını açıkça gösterdi. Fon tasfiyeleri ve güven sarsıntısının tetiklediği bu süreç, şirket bilançoları, kurumsal nakit akışları ve portföy yönetimleri üzerinde doğrudan hissedilen bir likidite sıkışıklığı yarattı. Ekonomi yönetiminin ve Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) piyasanın olağan işleyişini ve kurala uygun çalışan işletmeleri korumaya dönük koordineli müdahaleleri ise finansal sistemin dayanıklılığı açısından kritik bir eşiği temsil ediyor.

Fon Soruşturmasının Arka Planı ve Piyasadaki Rakamlar

Sermaye piyasalarında yürütülen adli soruşturmalar, fon piyasasındaki dengeleri temelden sarstı. Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fon tasfiye sürecine alınırken bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunduğu ve tasfiyeye konu portföy büyüklüğünün yaklaşık 18 milyar dolar seviyesine ulaştığı görülüyor. Yaşanan sarsıntı, tasarruf sahiplerinin davranış kalıplarını hızla değiştirdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, 18 Eylül haftasında yatırım fonu büyüklüklerinde 458 milyar TL tutarında sert bir gerileme kaydedilirken, döviz mevduatları 3,03 milyar dolar, Türk lirası mevduatlar ise 434,8 milyar TL artış gösterdi.

Fonlardaki bu çıkış dalgası Borsa İstanbul işlemlerine de doğrudan yansıdı. BIST 100 endeksi önceki gün kapanışına göre 306,59 puan azalarak 12.592,76 puana inerken, pay piyasasındaki günlük toplam işlem hacmi 115,2 milyar lira düzeyinde gerçekleşti. BIST 30 endeksi yüzde 1,87 kayıpla 15.648,91 puana geriledi. Endekse dahil hisselerden yalnızca 9 tanesi prim yaparken 91 hisse senedi değer kaybetti. Satışların genele yayılması sektör endekslerinin tamamında düşüş getirdi; finansal kiralama ve faktoring sektörü yüzde 8,73, sanayi endeksi yüzde 4,12, holding endeksi yüzde 3,31 ve mali endeks yüzde 2,75 geriledi. Bankacılık endeksindeki kayıp ise yüzde 0,89 ile görece sınırlı kaldı.

Ekonomiye ve Finansal Sisteme Olası Etkileri

Fon soruşturması kaynaklı dalgalanma, finansal piyasaların işleyiş mekanizmasını iki ana kanaldan baskılamaktadır. Birinci kanal, doğrudan likidite ihtiyacı ve bulaşma etkisidir. Portföy yönetim şirketlerinin ve yatırımcıların karşılaştığı nakit talebi, yalnızca soruşturmaya konu olan veya manipülatif fiyat hareketlerine maruz kalan sorunlu payların değil; bilançosu güçlü, likit ve derinliği yüksek sanayi ve banka hisselerinin de zorunlu olarak satılmasına yol açabilmektedir. Bu durum, piyasa değerlemelerinde reel sektörün temel göstergelerinden kopuk bir genel satış baskısı üretmektedir.

İkinci kanal ise güven mekanizması üzerinden tasarrufların yön değiştirmesidir. Sermaye piyasalarından çıkan kaynağın döviz mevduatına veya sistem dışı varlıklara yönelmesi, şirketlerin sermaye piyasaları yoluyla borçlanma ya da özkaynak temin etme kapasitesini daraltma riski taşır. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısı sonrası yapılan açıklamada ekonominin yaklaşık 2 trilyon dolarlık büyüklüğüne vurgu yapılarak krizin sınırlı bir alanda tutulacağı ifade edilse de, süreç piyasa aktörleri tarafından temkinli izlenmektedir.

Değerlendirmemize göre, ekonomi yönetiminin kusuru bulunmayan şirketleri koruma altına alması ve ihtiyaç duyulan likidite enstrümanlarını devreye sokacağını ilan etmesi sistemik bir çöküş riskini sınırlandırmaktadır; ancak fon piyasasındaki arınma süreci tamamlanana kadar sermaye piyasalarında likidite sığlığı sürecek ve hisse senedi fiyatlamalarında dalgalanma yüksek kalacaktır. Bu görüşümüzün temel gerekçesi, 18 Eylül haftasında fonlardan çıkan 458 milyar liralık kaynağın doğrudan diğer sermaye piyasası araçlarına geçmek yerine neredeyse bütünüyle mevduat havuzuna (434,8 milyar TL mevduat ve 3,03 milyar dolar döviz) çekilmiş olmasıdır. Yatırımcı tabanının riskten kaçınma refleksi, dürüst ve karlı şirketlerin hisseleri üzerinde bile haksız bir iskonto baskısı yaratmaktadır.

Uygulamada Dikkat Edilecekler ve Somut Senaryo

Yargı ve düzenleyici kurumlar tarafında atılan adımlar, piyasadaki tıkanıklığı hafifletmeyi hedefliyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, SPK'nın bildirimleri doğrultusunda daha önce mal varlığı dondurulan 46 şirket ve 18 fondan, 45 şirket ve 19 fon üzerindeki tedbirleri kaldırdı. SPK ise tasfiye kapsamındaki fonların Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS) emirlerine ilişkin uygulama esaslarını netleştirdi. Buna göre 16 Eylül ve öncesinde sisteme iletilen talimatlar olağan takas kurallarına tabi olurken, 17 Eylül tarihli iptal edilen emirler tasfiye bakiyesinden pay alma hakkına bağlandı.

Bu kuralın şirketlerin mali işler birimleri ve mükellefler açısından nasıl işleyeceğini somut bir senaryo üzerinden ele alalım. Varsayalım ki nakit fazlasını değerlendirmek amacıyla tasfiye kapsamına alınan 131 fondan birine yatırım yapmış bir limited şirket bulunuyor. Bu şirketin 17 Eylül 2026 tarihinde TEFAS üzerinden ilettiği katılma payı satım emri için süreç şu adımlarla ilerleyecektir:

  • Adım 1: 17 Eylül 2026 tarihli alım veya satım talimatı platform tarafından iptal edilmiş sayılır ve aracı kurum nezdinde gerçekleştirilemeyen işlem olarak kayıtlara geçer.
  • Adım 2: Söz konusu talimat için standart takas süresi (T+1, T+2 veya T+3) işletilmez; şirketin hesabına anlık bir nakit girişi sağlanamaz.
  • Adım 3: Hak sahibi şirket, fonun tasfiye sürecine katılır. Portföy yönetim şirketi tasfiyeyi tamamlayıp nihai nakit havuzunu oluşturduğunda, şirket fondaki katılma payı sahipliği oranında bu tasfiye bakiyesinden tahsilat yapar. Örneğin tasfiyeye giren fonda toplam 100.000 adet pay varsa ve mükellef 2.000 adet katılma payına sahipse, tasfiye sonunda pay sahiplerine dağıtılacak nihai tutarın yüzde 2'sini almaya hak kazanacaktır.
  • Adım 4: Talimat 16 Eylül 2026 ve öncesinde verilmiş ancak fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması sebebiyle takası tamamlanmamışsa, işletmenin fon tasfiye heyetine başvurarak alacak kaydını teyit ettirmesi gerekecektir.

Sonuç olarak, sermaye piyasalarında yaşanan güven bunalımı reel sektörün nakit yönetimini ve finansman koşullarını doğrudan etkilemektedir. Şirketlerin mali işler birimlerinin ve mali müşavirlerin, fon portföylerindeki tasfiye risklerini ayrıştırması, TEFAS kayıtlarındaki emir statülerini aracı kurumlarla mutabakat altına alması ve ekonomi yönetiminin piyasayı rahatlatmaya dönük likidite adımlarını yakından izlemesi nakit akışının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

Yazının dayandığı haberler

Bu yazı, günün haberlerinden yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ve Valentra editörlerinin onayından geçmiştir. Değerlendirmeler genel bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi ya da kişiye özel danışmanlık yerine geçmez.

Valentra Yorumu — diğer yazıları

Tüm yazıları →

Günün diğer yazıları

Tüm yazılar