Son Dakika
24 Ekim 2026
Valentra Diyor ki…

Gözler 1 Ekim Teşviklerinde: İhracatçının Döviz Primi ve Kur Makası Baskısı

Valentra Yorumu Günün en önemli konusu · 25 Eylül 2026 · İhracatçının Döviz Dönüşüm Desteği Talebi ve Kur Makası
Görsel: Dünya Gazetesi

1 Ekim teşvikleri öncesinde döviz dönüşüm desteğinin yüzde 6 veya yüzde 10'a çıkarılması beklenirken, bankalardaki döviz alış-satış makasının açılması ihracatçının maliyetlerini artırıyor.

Yeni yasama yılının başlayacağı 1 Ekim 2026 tarihi öncesinde, imalatçı ve ihracatçı işletmelerin gündeminde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından uygulanan döviz dönüşüm desteği ve bankacılık sistemindeki işlem maliyetleri ilk sıraya yerleşmiş durumdadır. Artan enerji, işçilik ve finansman maliyetleri altında küresel rekabet gücünü korumaya çalışan reel sektör, mevcut yüzde 3'lük döviz dönüşüm priminin artırılmasını beklerken, banka kurlarındaki alış ve satış makasının belirgin şekilde açılması şirketlerin döviz ve nakit yönetimini zorlaştırmaktadır. Şirketlerin mali işler birimleri açısından bu iki gelişme, hem kârlılık hem de operasyonel nakit akışı planlamasında dikkatle takip edilmesi gereken bir dönemece işaret etmektedir.

Döviz Dönüşüm Desteğinde Beklentiler ve Yeni Model

Firmaların yurt dışı kaynaklı dövizlerinin Türk lirasına dönüşümünü teşvik etmek amacıyla TCMB tarafından yürütülen döviz dönüşüm desteği geçmiş dönemde çeşitli oran değişikliklerine sahne oldu. İlk olarak Ocak 2023'te yüzde 2'den yüzde 3'e yükseltilen destek oranı, Ağustos 2024'te yüzde 2 seviyesine çekilmiş, Ağustos 2026'da ise yeniden yüzde 3'e çıkarılarak uygulama süresi 31 Ocak 2027 tarihine kadar uzatılmıştı. Ekonomi yönetiminden gelen açıklamalar doğrultusunda ihracat dünyasında genel beklenti oranın yüzde 6 seviyesine çıkarılması yönünde şekillenirken, ihracatçı birlikleri desteğin yüzde 10 düzeyine yükseltilmesini talep etmektedir.

Beklenen düzenlemenin yalnızca oran artışıyla sınırlı kalmayacağı, 1 Ekim 2026 itibarıyla döviz alımına ilişkin mevcut kısıtlamaların yerine firmaların net döviz pozisyonunu merkeze alan yeni bir modele geçileceği belirtilmektedir. Bu yeni modelde sektörlerin döviz kullanım ihtiyaçları, net döviz kazandırma kapasiteleri, yarattıkları yerli katma değer ve istihdam güçleri gibi kriterlerin dikkate alınması öngörülmektedir.

Sektör temsilcilerinin taleplerinde ise yaklaşım farklılıkları görülmektedir:

  • Tekstil, hazır giyim ve ayakkabı gibi emek yoğun sektörler, dış ticaret fazlası veren sektörlere pozitif ayrımcılık yapılarak dönüşüm desteğinin en az yüzde 10 olarak belirlenmesini savunmaktadır.
  • Kimya ve maden sektörleri ise sektörel bir ayrım yapılmaksızın tüm ihracatçılara eşit oranda destek verilmesi gerektiğini ifade etmektedir.
  • Mobilya, kâğıt ve orman ürünleri sektörü desteğin en az yüzde 5'e çıkarılmasını ve finansman ile istihdam yüklerini hafifleten bütüncül bir teşvik mekanizması kurulmasını talep etmektedir.
  • İhracatçıların ortak talepleri arasında ayrıca reeskont kredisi faizlerinin indirilmesi, Türk Eximbank imkânlarına erişimin kolaylaştırılması, İGE AŞ kefalet sisteminin etkinleştirilmesi, SGK primleri ve istihdam üzerindeki vergi yüklerinin hafifletilmesi bulunmaktadır.

Banka Ekranlarında Açılan Kur Makası ve İşlem Maliyetleri

İhracatçının döviz bozdurma primine odaklandığı bu günlerde, döviz piyasalarında bankaların uyguladığı alış ve satış fiyatları arasındaki farkın hızla açılması reel sektör üzerinde ek bir maliyet unsuru oluşturmaktadır. 25 Eylül 2026 sabahı kamuya açık banka ekranlarına yansıyan fiyatlamalarda, Euro alış-satış makasının 4,76 TL'ye, ABD doları makasının ise 4,19 TL'ye kadar tırmandığı görülmüştür.

Söz konusu fiyatlamalara göre bazı bankalarda Euro alış kuru 53,1630 TL iken satış kuru 57,9290 TL seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu durum, 10 bin Euro tutarında döviz almak isteyen bir işletmenin 579 bin 290 TL ödemesine karşın, aynı tutarı eş zamanlı olarak bankaya satması halinde eline yalnızca 531 bin 630 TL geçmesine yol açmakta; tek bir teorik işlemdeki maliyet farkı 47 bin 660 TL'ye ulaşmaktadır. Benzer şekilde dolar işlemlerinde alış kuru 46,7510 TL, satış kuru 50,9420 TL olarak kaydedilmiş ve 10 bin dolarlık işlemdeki teorik al-sat farkı 41 bin 910 TL olarak hesaplanmıştır.

Oysa Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 24 Eylül tarihli gösterge niteliğindeki kurlarında dolar alış kuru 48,7671 TL ve satış kuru 48,8549 TL ile aradaki fark yaklaşık 9 kuruş seviyesindedir. Euro gösterge kurunda ise alış 55,4945 TL, satış 55,5945 TL olup fark yaklaşık 10 kuruştur. Gösterge kurları ile fiili banka kurları arasındaki bu derin uçurum, döviz makasının bankadan bankaya, işlem kanalına ve likidite koşullarına göre değişkenlik gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bazı bankalarda makas bir liranın altında kalabilirken, bazı ekranlarda dört liranın üzerine çıkmaktadır.

Reel Sektör ve Finansal Dengeler Üzerindeki Olası Etkiler

Döviz dönüşüm desteği ve kur makasındaki bu dinamikler, şirket bilançoları ve genel ekonomik görünüm açısından farklı yönlerden etkiler doğurma potansiyeline sahiptir:

  • Şirket Kârlılığı ve Maliyet Mekanizması: İhracat bedellerini Türk lirasına çeviren işletmeler, döviz dönüşüm desteği ile bir gelir elde etmeyi hedeflerken; hammadde, ara malı veya enerji ithalatı için yeniden döviz almak zorunda kaldıklarında genişleyen banka makası nedeniyle bu gelirin önemli bir kısmını işlem maliyeti olarak bankacılık sistemine bırakma riskiyle karşılaşmaktadır.
  • Rekabet Gücü ve Sektörel Daralma: Hazır giyim verileri, sektör ihracatının 2022 yılındaki 21,2 milyar dolardan 2025'te 16,8 milyar dolara gerilediğini, 2026'nın ilk 8 ayında da yüzde 2,2'lik düşüşle yaklaşık 11 milyar dolar seviyesinde kaldığını göstermektedir. Maliyet artışlarının karşılanamaması halinde emek yoğun sektörlerde istihdam kayıplarının sürmesi ve sanayicilerin dile getirdiği erken sanayisizleşme riskinin derinleşmesi ihtimal dahilindedir.
  • Finansman Maliyetleri ve Getiri Dengesi: Sektör temsilcileri yüzde 40-50 bandındaki kredi faizlerinin üretim kârlılığını erittiğini, buna karşılık carry trade mekanizmasıyla gelen sıcak paraya yıllık net yüzde 25-30 getiri sağlandığını belirterek kaynakların doğrudan ihracata yönlendirilmesini savunmaktadır. Dönüşüm desteğinde yapılacak bir artışın ihracatçıya can suyu olması beklenirken, TCMB açısından bu tür desteklerin maliyetinin ve parasal aktarım mekanizmasına yansımalarının dengelenmesi gerekmektedir.

Uygulamada Şirketlerin Dikkat Etmesi Gerekenler

1 Ekim tarihiyle birlikte yürürlüğe girmesi beklenen yeni düzenlemeler öncesinde mükelleflerin ve şirketlerin mali işler birimlerinin hazırlıklı olması önem taşımaktadır. Öncelikle TCMB gösterge kurlarının bağlayıcı bir işlem kuru olmadığı, bankaların uyguladığı fiili kurların işlem kanalına, saate ve müşteri segmentine göre farklılaştığı unutulmamalıdır. Döviz alım ve satımı gerçekleştiren şirketlerin işlem öncesinde alternatif banka tekliflerini ve işlem maliyetlerini karşılaştırması kur zararını en aza indirmek açısından gereklidir.

Öte yandan 1 Ekim itibarıyla hayata geçirilmesi hedeflenen ve firmanın net döviz pozisyonunu esas alan modelin uygulama tebliğleri ve ikincil düzenlemeleri dikkatle izlenmelidir. Şirketlerin döviz ihtiyaçlarını, ithalat bağımlılıklarını ve net döviz kazandırma kapasitelerini doğru analiz ederek döviz pozisyonlarını bu yeni parametrelere uyumlu şekilde yönetmeleri, olası teşviklerden azami ölçüde yararlanabilmeleri için belirleyici olacaktır.

Yazının dayandığı haberler

Bu yazı, günün haberlerinden yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ve Valentra editörlerinin onayından geçmiştir. Değerlendirmeler genel bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi ya da kişiye özel danışmanlık yerine geçmez.

Valentra Yorumu — diğer yazıları

Tüm yazıları →

Günün diğer yazıları

Tüm yazılar