Doğu Akdeniz'de Yetki Alanı Dengesi: Karşı NAVTEX ve Diplomatik Kararlılık
Yunanistan ve GKRY'nin Doğu Akdeniz'deki kablo projeleri için yayımladığı NAVTEX'lere Ankara karşı bildirimle yanıt verirken, Türk kıta sahanlığındaki hakların korunmasında diplomasinin önemi öne çıkıyor.
Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) enerji ve veri hattı projeleri gerekçesiyle yayımladığı seyir duyurularına (NAVTEX) Türkiye karşı bildirimlerle yanıt verdi. Dışişleri Bakanlığı, planlanan faaliyetlerin bir kısmının Türkiye'nin 18 Mart 2020'de Birleşmiş Milletler'e bildirdiği kıta sahanlığı sınırları içerisinde kaldığını belirterek, yetkisiz yayımlanan seyir ikazlarının geçersiz kılındığını açıkladı. Bu gelişme, deniz yetki alanlarında uluslararası hukuka dayalı hakların korunması ile bölgesel projelerin gerektirdiği diplomatik koordinasyon ihtiyacını bir kez daha gündeme taşımaktadır.
Girişimin Detayları ve Ankara'nın Tutumu
Gerilimin merkezinde, Girit ile GKRY arasında elektrik bağlantısı kurulmasını öngören GSI (Great Sea Interconnector) projesi yer almaktadır. Proje kapsamında Fransız Nexans firmasına ait "Abeille Marengo" araştırma gemisinin 6 Mart 2027'ye kadar çalışma yürütmesi için Yunan makamları tarafından bir NAVTEX duyurusu yayımlandı. 27 Ekim'den bu yana Girit'te demirli bekleyen geminin yetkilendirilmesine karşılık Türkiye Dışişleri Bakanlığı, uluslararası deniz hukukunun yerleşik hükümleri uyarınca Türk kıta sahanlığına giren alanlar için Türkiye'den alınması gereken muvafakat sürecinin henüz tamamlanmadığını duyurdu. Ankara yayımladığı karşı NAVTEX ile Türk deniz yetki alanlarındaki tüm araştırma faaliyetlerinin ilgili Türk makamlarıyla koordine edilmesi gerektiğini vurguladı.
Eş zamanlı olarak Suudi Arabistan'dan Avrupa'ya uzanması hedeflenen EMC (East to Med Data Corridor) optik veri hattı projesi kapsamında da Yunanistan 11 Kasım'a, GKRY ise 15 Kasım'a kadar süre öngören seyir duyuruları yaptı. Türkiye, altyapı projesinin kendisine karşı bir itirazı bulunmadığını, ancak Türk kıta sahanlığı kapsamındaki egemenlik ve yetki haklarının Türkiye'ye ait olduğunu kaydetti. Ankara ayrıca GKRY'nin bildirimlerinde "Kıbrıs" adını kullanmasını kanunsuz iddiaları meşrulaştırma çabası olarak niteleyerek itirazlarını kayda geçirdi.
Arka Plan ve Sahadaki Değişen Dinamikler
Doğu Akdeniz'de benzer bir kablo döşeme faaliyeti Temmuz 2024'te Çoban Adası (Kasos) açıklarında yaşanmıştı. O dönemde İtalyan bayraklı bir geminin Türk kıta sahanlığına izinsiz girme girişimi üzerine Türkiye bölgeye savaş gemileri ve SİHA'lar sevk ederek sahada doğrudan varlık göstermişti.
Mevcut tabloda ise sahadaki tansiyonun önceki döneme kıyasla daha itidalli bir zeminde yönetildiği gözlemlenmektedir. İlgili Fransız firmasının Türkiye'deki ticari yatırımları ve projede yer alan ortakların kurumsal bağları, sürecin diplomatik kanallarla çözülme ihtimalini gündemde tutmaktadır. Yunan Kathimerini gazetesinin Türk diplomatik kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre, Fransız makamları ile Türkiye arasında temaslar sürmektedir ve yeni bir NAVTEX yayımlanması ihtimal dahilindedir. Bununla birlikte, Avrupa Komisyonu'nun 4 Kasım tarihli yıllık raporunda Türkiye'nin Doğu Akdeniz tezlerine karşı çıkan ifadelerin yer alması ve Atina'da Yunanistan, GKRY ve İsrail arasında yapılan savunma zirvesinde Türkiye-Libya mutabakatına karşı ortak tavır alınması, diplomatik zemindeki çok taraflı rekabetin devam ettiğini göstermektedir.
Türkiye Açısından Hukuki Çerçeve ve Olası Senaryolar
Türkiye'nin ortaya koyduğu tutum, Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanlarının tek taraflı fiili durumlarla sınırlandırılamayacağı ilkesine dayanmaktadır. Dışişleri Bakanlığı'nın vurguladığı üzere Ankara, uluslararası hukukun tanıdığı hakları korurken diyalog, iş birliği ve eş güdüm yaklaşımını korumaktadır. Buradaki hukuki ayrım, Türkiye'nin projelerin kendisine değil, kendi kıta sahanlığında izinsiz ve koordinasyonsuz adım atılmasına karşı çıkmasından kaynaklanmaktadır.
Önümüzdeki süreçte iki temel senaryo öne çıkabilir:
- Birinci senaryoda, projeyi yürüten şirketlerin ve ilgili devletlerin Türkiye'nin kıta sahanlığı haklarını gözeterek gerekli muvafakat ve bilgilendirme süreçlerini Türk makamlarıyla tamamlaması yer almaktadır. Bu yol, hem altyapı projelerinin aksamadan ilerlemesini sağlar hem de bölgedeki gerilimi yatıştırır.
- İkinci senaryoda ise Yunanistan ve GKRY'nin Türkiye'nin yetki alanlarını yok sayarak tek taraflı adımlarda ısrar etmesi durumu bulunmaktadır. Böyle bir tabloda Ankara'nın uluslararası hukuktan doğan haklarını korumak adına sahadaki ve masadaki karşı tedbirlerini artırması kaçınılmaz hale gelecektir.
Doğu Akdeniz'de atılan her adım yalnızca teknik bir altyapı çalışması değil, bölgedeki dengeleri doğrudan etkileyen bir egemenlik meselesidir. Türkiye'nin kararlı karşı bildirimleri, ülkenin hak ve menfaatlerinin korunmasında taviz verilmeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Önümüzdeki günlerde Fransız tarafıyla yürütülen temasların seyrine, geminin çalışma takvimine ve diplomatik müzakerelerin sahadaki uygulamaya nasıl yansıyacağına dikkatle bakılması gerekecektir.
Yazının dayandığı haberler
Bu yazı, günün haberlerinden yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Değerlendirmeler genel bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi ya da kişiye özel danışmanlık yerine geçmez.