24 Ekim 2026
Valentra Diyor ki…

Kur Baskısı ve Maliyet Kapanı: Sanayide Konkordato Dalgası ve Rekabet Kaybı

Valentra Yorumu Günün en önemli konusu · 22 Ekim 2026 · İmalat Sanayiinde Kur-Maliyet Baskısı ve Konkordato Dalgası
Görsel: Habertürk

TİM raporu ve hazır giyim devlerinin konkordato kararları, maliyet artışları ile kur arasındaki makasın sanayicinin nakit akışını ve küresel rekabet gücünü nasıl erittiğini somut biçimde gösteriyor.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ile PwC Türkiye ortaklığında hazırlanan kapsamlı çalışma ve hazır giyim sektörünün öncülerinden TYH Tekstil'in konkordato talebiyle yedi fabrikasını kapatması, reel sektörde uzun süredir dile getirilen kur ve maliyet makasının artık kritik bir aşamaya ulaştığını gösteriyor. Mali müşavirler, finans yöneticileri ve işletme sahipleri açısından bu gelişmeler, geçici bir talep dalgalanmasından ziyade işletme sermayesini ve finansal sürdürülebilirliği doğrudan tehdit eden yapısal bir krizin göstergesidir.

Rakamlar ve Makroekonomik Ayrışma

TİM tarafından paylaşılan İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi başlıklı rapor, Türkiye'nin ihracatta karşı karşıya kaldığı temel tıkanıklığı sayısal verilerle ortaya koyuyor. İncelenen otomotiv, kimya, makine, elektrik-elektronik, tekstil, hazır giyim, çelik, demir dışı metaller ve mobilya sektörleri, 2025 yılında 166 milyar dolarla Türkiye'nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 70'ini sırtlamış durumdadır. Ancak bu dokuz sektörün sahadaki performansı, iç ve dış dinamikler arasındaki dengesizlikle ciddi şekilde aşınmış görünüyor.

Raporda yer alan verilere göre 2019-2025 döneminde Türkiye'de yıllık ortalama enflasyon yüzde 38 civarında seyrederken, ihracattaki 20'yi aşkın rakip ülkede enflasyon tek hanelerde kalarak yüzde 8 sınırını aşmamıştır. Bu makroekonomik ayrışma, doğrudan sanayicinin girdi maliyetlerine yansımıştır. Söz konusu dönemde Türkiye'de:
- Asgari ücret yüzde 1290 artmıştır.
- Enerji fiyatları yüzde 1490 yükselmiştir.
- Hammadde ve ara malı fiyatlarındaki artış yüzde 1250 seviyesine ulaşmıştır.
- Aynı dönemde dolar kurundaki artış ise yüzde 860 seviyesinde kalmıştır.

Kur artışının maliyet enflasyonunun bu denli gerisinde kalması, sanayicinin maliyetlerini döviz bazında rekor seviyelere taşımıştır. Nitekim dolar bazında enerji fiyatlarında yüzde 74, asgari ücrette yüzde 51 ve genel üretim maliyetlerinde yüzde 55 oranında artış gerçekleşmiştir. 2022 yılı ile karşılaştırıldığında dolar cinsinden üretim maliyeti artışı makinada yüzde 60, hazır giyimde yüzde 58 ve mobilyada yüzde 55 seviyesine ulaşmıştır. Fiyat tutturamayan imalatçıların dış pazarlarda gerilemesi sonucunda, Türkiye'nin küresel ihracattaki payı son iki yılda yüzde 1,08'den yüzde 0,98'e gerilemiştir.

Fabrika Kapatmaları ve İstihdam Kaybı

Maliyet makasının açılması, bilanço yönetimini ve şirketlerin devamlılığını doğrudan etkilemektedir. Sektörün en büyük üreticilerinden TYH Tekstil'in 13 fabrikasından 7'sini kapatması ve konkordato talebinde bulunması bu tablonun somut bir yansımasıdır. Bu kararla birlikte şirkette istihdam edilen personel sayısı 6 bin 900 seviyesinden 1 bin 900'e gerilemiş, 5 bin çalışanla yollar ayrılmıştır.

Bu gelişme münferit bir örnek de değildir. Kayseri'de 73 yıldır üretim yapan ve küresel markalara tedarik sağlayan Orta Anadolu firmasının 1 bin 500 kişinin çalıştığı tesisini kapatması, sorunun köklü üreticileri dahi içine aldığını doğrulamaktadır. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) verilerine göre Aralık 2022'den bu yana hazır giyimde 10 bin 624 iş yeri kapanmış ve 362 bin 879 kayıtlı istihdam kaybı yaşanmıştır. İmalat sanayisinde son dört yılda kaybedilen 480 bin kayıtlı sigortalı istihdamın yüzde 64'ünün tek başına tekstil ve hazır giyim sektöründe gerçekleşmiş olması, toplam büyüklüğü 78,2 milyar dolarlık yatırıma ulaşan sektördeki kan kaybının ciddiyetini özetlemektedir.

Valentra Analizi: Maliyet Kapanı ve Nakit Akışı Mekanizması

Değerlendirmemize göre, döviz kurunun enflasyonun belirgin biçimde gerisinde tutulması, emek ve enerji yoğun geleneksel ihracatçı sektörlerde işletme sermayesini hızla eriterek konkordato ve kapasite küçültme kararlarını bir tercih değil zorunluluk haline getirmiştir.

Bu görüşe varmamızın arkasındaki ekonomik mekanizma son derece açıktır: Gelirleri döviz cinsinden oluşan ihracatçı firmanın hasılatı kurdaki artış oranı kadar yükselirken; asgari ücret, enerji ve yurt içi lojistik gibi temel operasyonel giderleri genel enflasyon patikasında katlanmaktadır. Dolar bazında maliyetleri yüzde 50'nin üzerinde artan firma, uluslararası pazarda fiyat artışı talep ettiğinde Asya'daki düşük maliyetli veya Doğu Avrupa'daki daha istikrarlı üreticilerle rekabet edemeyip sipariş kaybetmektedir. Kârlılığı negatife dönen işletmeler, mevcut yüksek finansman maliyetleri ortamında borç servisini sürdürememekte ve hızla likidite krizine girmektedir.

Bu durumu hazır giyim sektöründeki bir imalatçı üzerinden somut bir örnekle gösterelim. TİM raporunda yer alan, hazır giyimde dolar bazlı maliyetlerin 2022'ye kıyasla yüzde 58 arttığı verisini dikkate alalım. Varsayalım ki bir konfeksiyon işletmesi 2022 yılında parti başına 100 dolar üretim maliyetiyle ürettiği bir ürünü, yüzde 15 kâr marjı ekleyerek küresel alıcıya 115 dolara ihraç ediyor olsun. 2026 yılına gelindiğinde, rapordaki yüzde 58'lik dolar bazlı maliyet artışı nedeniyle aynı ürün partisinin üretim maliyeti 158 dolara çıkmaktadır. Küresel pazardaki alıcı ise kendi ülkesindeki enflasyon düşük seyrettiği için ürün başına en fazla yüzde 10'luk fiyat artışını kabul etmekte ve alım fiyatını 126,50 dolara çıkarmayı teklif etmektedir. Bu durumda işletme, parti başına 31,50 dolar (126,50 - 158) operasyonel zarar ile karşı karşıya kalır. Zararına çalışmaya devam eden işletmenin özkaynakları ve nakit rezervleri birkaç çeyrek içinde tükenir; üretici ya 7 fabrikasını kapatan TYH Tekstil gibi operasyonu küçültür ya da borçlarını ödeyemeyerek mahkemeden konkordato koruması talep eder.

Ekonomik Etkiler ve Uygulamada Dikkat Edilecekler

Gelişmelerin makroekonomik dengeler ve piyasalar üzerinde birden fazla olası sonucu bulunmaktadır:
- İstihdam ve iç talep senaryosu: İmalat sanayisinde 480 bin, hazır giyimde 362 bini aşan istihdam kaybının devam etmesi, hane halkı gelirini ve iç talebi baskılayarak büyüme üzerinde aşağı yönlü risk yaratabilir.
- Tedarik zinciri ve tahsilat riski: Dev üreticilerin konkordato ilan etmesi, alt tedarikçi olan iplik, boya, ambalaj ve lojistik firmalarının alacaklarını tahsil edememesine ve konkordato dalgasının tedarik zincirine yayılmasına yol açabilir.
- Politika adımları beklentisi: TİM raporunda öne sürülen 189 politika önerisi, ihracatçıya yönelik enerji ve istihdam destekleri ile kur politikasında esneklik sağlanması beklentisini artırmaktadır. Ancak bu adımların bütçe disiplini ve enflasyonla mücadele hedefleriyle nasıl dengeleneceği piyasalar tarafından yakından izlenecektir.

Uygulamada, imalatçı şirketlerin mali işler yönetimleri ve mali müşavirler için müşteri ve tedarikçi portföyündeki kredi riskini yeniden derecelendirmek öncelikli hale gelmiştir. İhracatçı müşterilerin döviz bazlı birim maliyet analizlerini periyodik olarak güncellemesi, zarar üreten siparişlerin ve kârsız üretim hatlarının erken evrede tespit edilmesi hayati önem taşımaktadır. Ayrıca konkordato ilan eden ana üreticilere mal ve hizmet sağlayan tedarikçilerin alacak sigortası, teminat yapılandırması ve şüpheli alacak karşılıkları konularında gecikmeksizin tedbir alması gerekmektedir.

Yazının dayandığı haberler

Bu yazı, günün haberlerinden yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ve Valentra editörlerinin onayından geçmiştir. Değerlendirmeler genel bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi ya da kişiye özel danışmanlık yerine geçmez.

Valentra Yorumu — diğer yazıları

Tüm yazıları →

Günün diğer yazıları

Tüm yazılar