24 Ekim 2026
15° Az bulutlu 19° / 14°
Valentra Diyor ki…

İhracatta Çifte Kıskaç: İşgücü Maliyet Endeksi 190'ı Aştı, Döviz Desteği Gündemde

Valentra Yorumu Günün en önemli konusu · 8 Ekim 2026 · İhracatçıda İşgücü Maliyeti Baskısı ve Döviz Desteği Talebi
Görsel: Habertürk

İmalat sanayisinde işgücü maliyet endeksinin 190'ı aşması ve dolar bazlı birim ücretlerin yüzde 20 artması, ihracatçının kâr marjını sıkıştırırken TCMB döviz dönüşüm desteğinde oran artışı arayışını tetikledi.

Türk lirasında gözlenen reel değerlenme eğilimi, imalat sanayisinde faaliyet gösteren ihracatçıların birim maliyet dengelerini zorlamaya devam ediyor. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile TÜSİAD verileri, döviz cinsinden işgücü maliyetlerinin küresel rakiplere kıyasla kayda değer ölçüde yükseldiğini ortaya koyarken, sektör temsilcileri Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın döviz dönüşüm desteğinde revizyon talep ediyor. Maliyet enflasyonunun döviz kuru artışını aştığı bu konjonktür, şirketlerin kâr marjlarını hızla daraltarak finansman yönetimini ve yaklaşan ücret pazarlıklarını kritik bir dönemece taşıyor.

Göstergeler Ne Söylüyor: Endekslerdeki Makas Açılıyor

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB) hesaplamalarına göre sanayi sektöründe Türk lirası bazlı reel birim ücret endeksi dalgalı ancak yatay sayılabilecek bir seyir izliyor. Endeks, 2024 yılının ilk çeyreğinde 176,8 ve ikinci çeyreğinde 181,1 seviyesinde iken 2026 yılının ilk çeyreğinde 188,8, ikinci çeyreğinde ise 172,0 olarak gerçekleşti. Çalışan cephesinde reel ücret artışı sınırlı kalırken işveren tarafında tablonun rengi kur etkisiyle tamamen değişiyor. Dolar bazında reel birim ücret endeksi, 2026'nın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20, euro bazında ise yüzde 18 oranında yükseldi.

Rekabet gücündeki aşınma, TÜSİAD tarafından yayımlanan Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi (TÜSİAD-RGE) sonuçlarına da yansımış durumda. Türkiye ihracatında en yüksek paya sahip 10 imalat sanayi sektörünün 15 rakip ülkeyle karşılaştırıldığı endeks, 2026 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 1,3 gerileyerek 86,1 seviyesine indi. Endeksin alt kırılımları incelendiğinde özellikle işgücü maliyetindeki ayrışma dikkat çekiyor. 2022 yılının ikinci çeyreğinde 70 düzeyinde bulunan Türkiye imalat sanayi işgücü maliyeti endeksi, 2026'nın ikinci çeyreğinde yaklaşık yüzde 180 artarak 190'ın üzerine çıktı. Buna karşılık aynı dönemde rakip ülkelerin ortalama işgücü maliyeti endeksi 110 düzeyinden yalnızca yüzde 22 artışla 135 seviyesine ulaştı. Aradaki makasın bu denli açılması, Türk sanayicisinin emek maliyeti açısından rakiplerine karşı sahip olduğu avantajı önemli ölçüde yitirdiğini teyit ediyor.

Maliyet Kıskacı ve Rekabet Gücüne Etkileri

Bu verilerin işaret ettiği dinamikler incelendiğinde, kur artış hızının genel maliyet enflasyonunun gerisinde kalması doğrudan ihracatçı firmaların brüt kâr marjlarını törpülüyor. Küresel pazarlarda fiyat belirleme gücü sınırlı olan sektörler, Türkiye içinde artan enerji, işçilik, lojistik ve finansman giderlerini ihraç ettikleri ürünlerin döviz fiyatlarına doğrudan yansıtamıyor. Bu durum, özellikle dış piyasada fiyat rekabetine dayalı çalışan işletmelerde pazar payı kaybı riskini büyütüyor.

İktisadi mekanizma açısından iki temel senaryo öne çıkıyor. Birinci senaryoda, işletmeler küresel pazarlardaki pazar paylarını kaybetmemek adına döviz bazlı satış fiyatlarını sabit tutmaya devam edebilir; ancak bu tercih, faaliyet kârlarının sıfırlanmasına ve nakit akışlarının bozulmasına yol açarak özellikle özkaynak yapısı zayıf firmalarda istihdam kısıntılarını gündeme getirebilir. İkinci senaryoda ise şirketler artan döviz bazlı birim maliyetleri ürün fiyatlarına yansıtmayı dener; bu durumda ise küresel alıcıların işgücü maliyet endeksi 135 bandında kalan rakip ülkelere yönelmesi kaçınılmaz hale gelebilir. Her iki ihtimal de sanayi üretiminde yavaşlama ve ihracat hacminde ivme kaybı tehlikesine işaret ediyor.

TCMB Dönüşüm Desteği ve Bir Uygulama Senaryosu

Değerlendirmemize göre, Merkez Bankası'nın 1 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe koyduğu ihracat bedeli döviz dönüşüm desteğindeki yüzde 3'lük standart oran, imalatçı sektörlerde derinleşen kâr marjı baskısını telafi etmekte yetersiz kalmaktadır. Görüşümüzün temel gerekçesi, döviz bazlı reel birim ücretlerin yıllık yüzde 20 arttığı ve rakip ülkelerle maliyet makasının yüzde 180'e varan oranlarda açıldığı bir ortamda, sabit ve düşük oranlı bir dönüşüm priminin sahadaki kur sıkışmasını dengeleyememesidir. İMİB tarafından dile getirilen ve daha önce tekstil ile hazır giyim sektörlerinin de talep ettiği sektörel bazlı oran farklılaştırması, kâr marjı tükenen ihracatçılar için acil bir nefes borusu niteliği taşımaktadır.

Söz konusu talebin finansal etkisini somut bir senaryo üzerinden adım adım ele alalım. Varsayalım ki madencilik veya emek yoğun imalat sektöründe faaliyet gösteren bir şirket, 100.000 Amerikan doları tutarındaki ihracat bedelini TCMB mevzuatı kapsamında Türk lirasına dönüştürüyor:

  • Mevcut sistemde yürürlükteki yüzde 3 oranındaki destek uygulandığında, işletme dönüştürdüğü 100.000 dolar karşılığında 3.000 dolar tutarına tekabül eden TL döviz dönüşüm desteği elde etmektedir.
  • Sektör temsilcilerinin talep ettiği taban oran olan yüzde 5 desteğin uygulanması durumunda, firmaya sağlanacak prim tutarı 5.000 dolar karşılığı TL seviyesine çıkacaktır.
  • Talebin tavanı olan yüzde 8 oranı hayata geçirildiği takdirde ise dönüşüm desteği 8.000 dolar karşılığı TL tutarına ulaşacaktır.

Bu hesaplama, tek bir işlemde işletmenin kasasına girebilecek destek farkının 2.000 ila 5.000 dolar arasında değiştiğini göstermektedir. Düşük kâr marjlarıyla çalışan bir KOBİ için bu fark, artan brüt işçilik ve operasyonel maliyetlerin karşılanmasında ve işletme sermayesinin korunmasında doğrudan belirleyici bir nakit akışı katkısı anlamına gelmektedir.

Önümüzdeki Dönem İçin Beklentiler ve Riskler

İhracatçı sektörlerin karşı karşıya kaldığı bu maliyet baskısı, yalnızca dış ticaret dengesini değil, yurt içi makro dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Aralık ayında başlayacak olan Asgari Ücret Tespit Komisyonu görüşmeleri ile gelecek yıl yürütülecek toplu iş sözleşmesi pazarlıkları bu tablonun tam merkezinde yer alıyor. TL bazında alım gücü eriyen çalışan kesim doğal olarak enflasyon karşısında ücret artışı talep ederken, döviz bazında maliyet endeksi 190'ı aşan işveren tarafı rekabet gücünü koruyabilmek için temkinli davranmak zorunda kalacaktır. Bu çelişki, ücret müzakerelerinin son yılların en zorlu zemininde gerçekleşeceğini gösteriyor.

Diğer taraftan, ihracatçıların kasalarında tuttukları yabancı paranın makine, yedek parça ve ithal girdi taahhütlerine dayandığı dikkate alındığında, döviz pozisyonu sınırlamalarında bu tür reel yatırım yükümlülüklerinin esnetilmesi ihtiyacı belirginleşmektedir. Şirketlerin finansman yönetiminde yalnızca döviz kuruna odaklanmak yerine, verimlilik artırıcı adımlara yönelmesi, nakit dönüş sürelerini kısaltması ve döviz dönüşüm teşviklerini yakından takip etmesi finansal direnç açısından kritik öneme sahiptir.

Yazının dayandığı haberler

Bu yazı, günün haberlerinden yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ve Valentra editörlerinin onayından geçmiştir. Değerlendirmeler genel bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi ya da kişiye özel danışmanlık yerine geçmez.

Valentra Yorumu — diğer yazıları

Tüm yazıları →

Günün diğer yazıları

Tüm yazılar